Rusya’nın enerji politikası Türkiye için neden önemli?

Pelin Ünker

Rusya, tüketicilerin ve çiftçilerin artan talebi ve rafinerilerinde planladığı bakım çalışmaları öncesinde iç talebi karşılamaya yetecek yakıtı garanti altına almak için 1 Mart’tan itibaren benzin ihracatını altı ay süreyle askıya aldı. 

Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak’ın duyurduğu karara göre Avrasya Ekonomik Birliği üyesi ülkelerin yanı sıra Moğolistan, Özbekistan ve Gürcistan’ın Rusya destekli iki ayrılıkçı bölgesi olan Güney Osetya ve Abhazya’ya yapılan ihracatlar karardan muaf tutulacak.

Türkiye nasıl etkilenecek?

Yapılan açıklama, Rusya’nın en büyük enerji ihracatçılarından biri olan Türkiye’nin karardan nasıl etkileneceği sorusunu da beraberinde getirdi.

Enerji uzmanlarına göre Türkiye’nin benzinde Rusya’ya bir bağımlılığı bulunmazken duyurulan karar Türkiye’yi tek başına etkilemiyor. Ancak kararın kapsamının genişletilmesi halinde sorunlar beraberinde gelebilir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) son verileri Türkiye’nin ham petrol ve petrol ürünlerinde Rusya’ya olan bağımlılığının yüzde 68’e kadar yükseldiğine işaret ediyor.

DW Türkçe’ye konuşan enerji uzmanı Necdet Pamir, enerji politikalarının Rus yetkililerin kararlarına göre şekillenmesine imkân tanıyan mevcut tabloya dikkat çekiyor. Pamir’e göre enerji güvenliğini tehdit eden bu tablo, sorunun temelini teşkil ediyor.

Rusya’ya bağımlılık arttı

Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından sonra Avrupa ülkelerinin Rus petrol ve doğal gaz ithalatının büyük bölümünü durdurmasının ardından Türkiye, Batı’da Rus enerjisinin en büyük ithalatçılarından oldu. Türkiye bu nedenle uzun süredir Rusya’dan hem petrol hem de petrol ürünü alımlarında avantajlı fiyat kullanıyor.

Pelin Ünker

Reuters’in analizine göre Türkiye ve Türk şirketleri, indirimli Rus petrolü ve rafine ürün ithalatını artırarak, 2023 enerji faturalarında yaklaşık 2 milyar dolar tasarruf sağladı.

Necdet Pamir, EPDK verilerine göre Türkiye’nin ham petrol ve petrol ürünleri ithalatında Rusya’nın payının Aralık 2023’te yüzde 68,3’e ulaştığı bilgisini verirken bu oranın 2022 sonunda yüzde 41 civarında olduğunu hatırlatıyor.

Türkiye’nin Rusya’dan hem ham petrol hem de petrol ürünlerini yüzde 20-30 civarı düşük fiyattan aldığını söyleyen Pamir, “Aralık 2023, EPDK’nın yayınladığı en son rapordur. Ocak, şubat yani 2024 verileri buna dahil değil. Veriler ucuz aldığımız için Rusya’ya bağımlılığın arttığını gösteriyor” diyor.

Dizel ve ham petrol alıyor

Türkiye’nin Rusya’dan ham petrolün yanı sıra dizel, havacılık yakıtları ve denizcilik yakıtları aldığını belirten Pamir, “Benzin özelindeki karar Türkiye için bir sıkıntı yaratmaz ama daha önceden başlamış, yeniden devreye girebilecek rafinerilerde sıkıntı var. Bakıma alınacağı söyleniyor. Bu tabii stratejik bir karar da olabilir. Dizelde de daha önce böyle bir kısıtlama yaptı. Türkiye’ye de yansıdı” diye konuşuyor.

Rusya geçen yıl iç piyasasındaki fiyat yükselişlerini durdurmak için 21 Eylül-17 Kasım tarihleri arasında dizel ihracatını yasaklamıştı.

Pamir’in verdiği bilgiye göre Türkiye 2022 yılında Rusya’dan 2 milyon ton dizel, 12 milyon ton da ham petrol aldı.

“Son derece riskli”

Öte yandan Türkiye’nin Rusya’dan enerji ithalatı ham petrol ve petrol ürünleriyle sınırlı değil.

EPDK verilerine göre Türkiye, 2022 sonu itibariyle Rusya’ya doğal gazda yüzde 39,5, taş kömüründe yüzde 43 bağımlı görünüyor.

Pamir, “Hele bir de Akkuyu Nükleer Güç Santrali işletmeye alınırsa orada da yüzde 100 bağımlı. Dolayısıyla bu son derece riskli. Hangi ülkeye olursa olsun son derece yüksek bir risk oranı ve bir ülkenin hem enerji güvenliği hem ekonomik güvenliği hem dış politikası açısından ciddi sıkıntı” diye konuşuyor.

Dörtte bire yakın paya sahip

TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nın geçen hafta yayınladığı rapora göre de Rusya, Türkiye’nin doğal gaz ithal ettiği ülkeler arasında ilk sırada, petrol ve kömürde ise en ön sıralarda yer alıyor. Ülke, Türkiye’nin toplam enerji arzında dörtte bire yakın bir paya sahipken enerji maddeleri ithalatında ise üçte birden fazla pay alıyor.

Raporda, Türkiye’nin 2022’de enerji maddeleri ithalatına ödediği tutarın 96,55 milyar dolara ulaştığı, 2023’te ise petrol fiyatlarındaki gevşemeye ek olarak, Rusya’dan özel fiyatlarla yapılan ithalatın etkisiyle faturanın yüzde 28,1 azalışla 69,15 milyar dolar olduğu bilgisi veriliyor.

Makine Mühendisleri Odası’na göre Türkiye’nin enerji arzında fosil yakıtların payı yüzde 83,7 iken yenilenebilir enerji kaynaklarının payı yüzde 16,3’te kalıyor. Diğer yandan toplam arz içinde yerli kaynaklar yüzde 32,2, ithal kaynaklar yüzde 67,8 pay alıyor. Enerji arzı içinde ilk sırada çok büyük ölçüde dış bağımlı petrol gelirken, petrolü neredeyse tamamı ithal doğal gaz ve yine büyük ölçüde dışa bağımlı kömür izliyor.

Peki Türkiye, enerji güvenliğini sağlamak için hangi adımları atmalı?

“Yenilenebilir enerjinin payı artırılmalı”

Necdet Pamir’e göre hem yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını hem de enerji verimliliğini artıracak politikalar devreye sokulmalı.

“Türkiye’nin geçen sene tükettiği 330 milyar kilovatsaat elektrik düşünüldüğünde, 400 milyar kilovatsaat sadece güneşten mevcut teknolojiyle çatı uygulamaları dahil elektrik elde etme potansiyeli var. Örneğin bunun ne kadarı devreye girmiş? Yüzde 4’ü” diyen Pamir, karasal rüzgârda 48 bin megavat kurulu güç elde edilebilecek olmasına rağmen bunun sadece dörtte birinin devrede olduğunu, yaklaşık 75 bin megavat potansiyel olduğu tahmin edilen denizlerde kurulabilecek rüzgâr santralleri için ise henüz yola çıkılmadığını aktarıyor.

Pamir’e göre ayrıca konutlarda, sanayide, santrallerde ve ulaştırmada enerji verimliliği sağlandığı takdirde Türkiye yüzde 25 daha az enerji tüketip aynı gayri safi hasılatı elde edebilir.

Pamir, “Bunun düzeltilmesi lazım. Ama gidip ikinci, üçüncü nükleer santralden bahsediyorlar. Yanlış, tamamen yanlış. Bir de tabii ki bunları yapabilecek hem niyet lazım hem de ehil, yetişmiş, liyakatli insanlar lazım” diyor.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir